Felatun Bey ile Rakım Efendi

12 TL 24 TL

Modernleşme ve Batılılaşma yolundaki Osmanlı’yı mercek altına alan, yazarının Batılılaşmanın nasıl olması gerektiği hakkındaki fikrini ortaya koyan bu romanın ana karakterlerinden Felatun Bey, Batılılaşmayı yüzeysel olarak yorumlamış biridir. Batı’nın gerçek değerlerini alarak hayata atılan Rakım Efendi ise her bakımdan kendisinden farklıdır. Romanda, Rakım Efendi’nin yaşayışı ile Felatun Bey’in içine düştüğü gülünç durumlar, dönemin manzarası eşliğinde resmedilir. 

 

“(…) Önce Ahmet Mithat Efendi, okuyucuya öğretmenlik yapıyor, sonra o ve diğerlerinin gayreti ‘nasıl Osmanlı kalsak da Frenk mukallidi olmasak’ tezi etrafında yoğunlaşıyor. Tanzimat’tan bu yana hangi esere baksanız bir Rakım Efendi ile Felatun Bey karşılaştırması bulursunuz. Bu sabitleşen züppe ile Osmanlı kutuplaşması konusu, Osmanlı aydınının modernleşme olgusunu kavramaktaki aczinin bir göstergesidir...”


İlber Ortaylı, “Gelenekten Geleceğe”
bu laubalice hareketine şaşırmışlardı. Çünkü onlar İngilizler kadar da sıcak değildirler. Hele Fransız ailelerince Nasuh’un bu hareketi yabancılığına yoruldu. Zira Paris’te ya şehvani bir menfaat veyahut nakdî bir fayda icap etmez ise birbirini bilmeyen iki adam arasındaki münasebet pek bayağı bir hâlde kalır gider.

Kategori
Warning: Invalid argument supplied for foreach() in /home/tema/public_html/component/product/detail-tabs.php on line 67
Sadeleştiren Prof. Dr. Kemal Timur
Cilt Türü Karton Kapak
Basım Tarihi: 2017
Basım Yeri: Ankara
Baskı Sayısı 1. Baskı
Ebat: 13.5X19.5
Dil: Türkçe
Sayfa Sayısı: 176
Barkod: 9786051212586
ISBN: 978-605-121-258-6
Ahmet Mithat Efendi

Ahmed Midhat (1844; Tophane, İstanbul - 28 Aralık 1912, İstanbul), Türk yazar, gazeteci ve yayıncı. Tanzimat dönemi yazarlarındandır. Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. 1870'te Devir (Çağ) adıyla bir gazete çıkardı ancak ilk sayıda kapandı. Çok kısa zaman sonra Bedir adıyla çıktı. 1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri olmuştur. Kabri Fatih Camii içinde II. Mehmed'in türbesinin de bulunduğu ayrı kısımdadır.

 

Millî Eğitim Bakanlığının 100 büyük Türk edebiyatçısı listesinde yer almaktadır.

 

 

İçindekiler

1 Yaşamı

1.1 Memuriyet yaşamı

1.2 Bağdat yılları

1.3 Yayıncılık ve yazarlık

1.4 Rodos sürgünü

1.5 Sürgün sonrası

1.6 Tercüman-ı Hakikat dönemi

1.7 Şair Fitnat Hanım ile aşkı

1.8 Beykoz'a yerleşmesi

1.9 Emekliliği

2 Eserleri hakkında

3 Eserleri

3.1 Romanları

3.2 Öyküleri

3.3 Gezi

3.4 Tiyatroları

3.5 Diğer eserleri

4 Kaynakça

Yaşamı

1844 yılında İstanbul'un Tophane semtinde dünyaya geldi. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi bekar çamaşırı diken Nefise Hanım idi.[1] Annesinin ilk evliliğinden olma Hafız İbrahim adlı bir ağabeyi ve Halime, Şerife, İsmet adlı kardeşleri vardır.[2]

 

6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a dönerek öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebi'nde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı.

 

1861'de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Midhat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi.

 

Memuriyet yaşamı

Midhat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Midhat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan "Ahmet"'in yanına "Midhat" da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazı işlerinde yardımcılık yapmaktaydı.

 

1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868'de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı; gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmed Midhat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı.[3]

 

Bağdat yılları

Şura-yı Devlet Reisi olan Midhat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmed Midhat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Midhat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan "Zevra" adlı gazetenin başına geçirdi.

 

Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışmıştı. Osman Hamdi ile dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti, öğrenme hırsını kamçıladı.[1]

 

Bağdat'ta hem gazete yönetmenliği yaparken hem de sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezareti'nin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteği doğurdu.

 

Yayıncılık ve yazarlık

Basra mutasarrıfı (valisi) olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmed Midhat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. "Ceride-i Askeriye" ve "Basiret" Gazetelerinde çalıştı gibi matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı.[1] Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan "Letaif-i Rivayat" adlı eseri kaleme aldı. "Letâif-i Rivayat" ve "Kıssadan Hisse" isimli eserlerini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı İlk sayıda kapatılan "Devir" ve 13. Sayıda kapatılan "Bedir" Gazetelerinin ardından "Dağarcık" adlı dergiyi çıkardı.

 

Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmed Midhat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı "İbret" gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti. Özellikle mecmuanın 4. Sayısında y

Kullanıcı Yorumları

Henüz hiç yorum yapılmadı.

Yorum Yap

Yorum yapmak için kullanıcı hesabınızla giriş yapmalısınız!

Giriş yapmak için lütfen tıklayınız.