Katya

“Henüz cevaplanamamış ve kadın ruhuyla ilgili otuz yıl süren araştırmalarıma karşın benim de cevaplamayı başaramadığım çok önemli bir soru var: Kadın ne ister?” (S. Freud)

38 TL

“Henüz cevaplanamamış ve kadın ruhuyla ilgili otuz yıl süren araştırmalarıma karşın benim de cevaplamayı başaramadığım çok önemli bir soru var: Kadın ne ister?” (S. Freud)

 

 

Kim bilir, Freud belki de bu sözü Tolstoy’un unutulmuş kadın karakteri Katya için söylemiştir.

Katya...

Henüz hayatının baharında bir genç kız...

Toy denebilecek kadar tecrübesiz...

Daha evlendiği ilk dakikadan beri ruhunda meydana gelen değişimler, arzularının yönünü değiştirmeye başlıyor ve Tolstoy’un güçlü kalemiyle kadın ruhunun dehlizlerinde kısa bir yolculuk başlıyor...

Bu kısa roman bittiğinde ise o soru hâlâ canlı olarak yerini koruyor: “Kadın ne ister?”

 

 

Filhakika ben mesut idim. Fakat bu saadetin bana hiçbir iş, hiçbir fedakârlık vesilesi vermediğini görerek eza duyuyordum. Çünkü içimdeki bütün o çalışma ve fedakârlık kudret ve kabiliyetlerinin erimekte olduğunu his­sediyordum. Kocamı seviyordum ve görüyordum ki ben onun için her şeyim. Fakat istiyordum ki herkes bizim aşkımızı görsün, kıskansın, sevişmemize engel olmak iste­sin de öyle iken ben onu gene seveyim.

Çevirmen Ali Kâmi Akyüz
Kategori Roman
Rus Edebiyatı Klasikleri
Cilt Türü Karton Kapak
Basım Tarihi: 19-06-2019
Basım Yeri: Ankara
Baskı Sayısı 1. Baskı
Ebat: 13.5X19.5
Dil: Türkçe
Kâğıt Türü: Birinci Hamur
Sayfa Sayısı: 120
Barkod: 9786051214597
ISBN: 978-605-121-459-7
Lev Nikolayeviç Tolstoy

9 Eylül 1928’de Moskova’nın Tula vilayetinde bulunan Yasnaya-Polyana kasabasında doğdu. Annesinin ölümünden sonra halalarının yanında büyüdü. Bu zamanlarda almış olduğu dinsel eğitim onu oldukça etkiledi. Sekiz yaşına girdiğinde daha iyi bir eğitim alabilmesi için babası onu Moskova’ya götürdü. Dokuz yaşında babasını da kaybedince halası ve eniştesiyle birlikte Kazan’ da yaşamaya başladı.

Doğu dillerini okumak üzere Kazan Üniversitesine girdi fakat eğitimine Hukuk Fakültesinde devam etti. Buradaki eğitimini de yarıda bıraktı. Bu zamanlarda köylünün tarlasını yönetti ve hayat şartlarını yükseltti. Ardından Moskova’nın Petersburg kentinde yaşamaya başladı.

Tolstoy 1851’de asker olan abisinin yanına gitti ve savaşta yer aldı. Buradaki Kafkas halkının zorlu ve mücadeleci yaşamları esin kaynağı oldu. Kırım Savaşı’na girmesiyle dünya görüşü değişti. İlk yapıtı olan Destvo’yu burada yer alan çarpışmalardan yola çıkarak kaleme aldı. Bu otobiyografik eser zamanın ünlü dergisi Sovremendik’te (çağdaş) Çocukluğumun Tarihçesi adı ve L.N. imzasıyla yayımlandı. Bununla beraber büyük başarılarının da ilk adımını atmış oldu.

İlk başlarda hikâyenin kim tarafından yazıldığı bilinmese de eleştirmenler tarafından olumlu değerlendirildi. Daha sonra hikâyenin Tolstoy’a ait olduğu bilgisine ulaşan Nekrasov, dönemin meşhur yazarlarının almış olduğu telif ücretini Tolstoy’a da verdi. Tolstoy daha 23 yaşındayken kendi hayatından oluşturduğu kahramanların yer aldığı ilk yapıtı ile gözde yazarlar arasına girdi. Aynı dönemde otobiyografik yapıtlar olan İlk Gençlik, Gençlik, Tipi, İki Süvari Subayı ve Toprak Ağasının Sabahı’nı yazdı.

Kırım savaşında topçu teğmeni olarak görev yaptığı sırada Sivastopol Hikâyeleri isimli eserini yazdı. Kırım savaşında şahit olduğu durumlar karşısında daha fazla dayanamayıp ordudan ayrıldı. Daha sonra Petersburg’da yaşasa da burada bulunan iki edebî kampla da uzlaşamadı. Batı Avrupa gezisi sırasında insanların eğitimi ve eğitim kurumları üzerine odaklandı. Ardından Yasniya-Polyana’da serbest terbiyeye göre yönettiği bir köy mektebi olarak açtı. Birçok ülkenin eğitim kuram ve uygulamalarını inceledi.

Rusya’ya geri döndüğünde sefirlik kaldırılmıştı. Bunun sonucunda oluşabilecek toprak anlaşmazlıklarını çözmek için sulh hâkimliği görevine getirildi. Zamanla kendisini köylülerle yakın görmeye başladı. Asillerle arası açılan Tolstoy Moskova’daki eski aile dostlarının kızı olan Sofya Andreyevna Bers ile evlendi. Evlendikten sonra Tolstoy hayatını aşırılıklardan arındırdı. Aşkından intihar edebilecek kadar sevdiğini söylediği eşinden 13 çocuğu dünyaya geldi.

Bu dönemlerde Tolstoy, sakin bir aile babası ve hesabını bilen bir çiftçi olarak toprağını işleyen biriydi. Diğer yandan ona esas başarıyı kazandıracak ürünlerini kaleme aldı. En güzel eserlerini yazdığı bu dönemden sonra bazı ruhsal bunalımlar yaşamaya başladı.

Rusya’daki muzdarip halkın üzüntüsünü fark edip yapıtlarında bu halkın kendisini yazmaya başladı. Savaş ve Barış’ı yazdıktan hemen sonra uzun bir bunalım ve sorgulama dolu yıllara girdi. Varlığın ne olduğunu sorgulamaya başlayan Tolstoy bir süre Optima Manastırına çekildi. Yaptığı incelemeler ve tartışmalar neticesinde Hristiyanlık inancına duyduğu güvensizliğin boşa olmadığı anladı. Yeni Ahit’in öz damarlarına bağlılığını sürdürerek kendi arayışını sürdürmeye devam etti. Bu sırada ikinci büyük yapıtı olan Anna Karanina’yı yazdı ve bir büyük başarıyı daha karşıladı. Bu dönemde yaşadığı kayıplar onun uzun bir bunalıma girmesine sebep oldu.

Daha sonra yazmış olduğu yazılarında mistik bir ruh sezilmektedir. Tolstoy rasyonalizmden mistisizme geçiş yaparak kendisini yaşam denen bilinmezliği ve varlığın amacını çözmeye adadı. Bu süreçte eski ve zamanının tüm filozoflarını eser ve düşünce sistemlerini inceledi. Sonuç olarak Ortodoks kilisesini; Hristiyanlıktaki “ölümsüzlük” düşüncesini, her türlü siyasal iktidarı inkâr eden, özel mülkiyete karşı duran yeni bir Hristiyan anarşizmi geliştirdi.

Fikir ve ortaya attığı iddialarını Dogmatik Teolojinin Eleştirisi, O Hâlde Ne Yapmalıyız? Ve Tanrının Hükümdarlığı Kendi İçimizdedir gibi yapıtlarında açıkladı. Tolstoy bu düşünceler nedeniyle aforoz edilse de aynı dönemde yazdığı İvan İlyiç’in Ölümü, Kreutzer Sonat, Hacı Murat ve son büyük eseri olarak nitelendirilen Diriliş ile aynı manevi arayışa devam etti.

Rusya’ da meydana gelen büyük çaplı bir kıtlığın beraberinde getirdiği kolera salgını insanları zorlu bir yaşama soktu. Tolstoy’un yaşadığı kayıplar artık onu korkutmuyor manevi dünyaya daha çok yaklaştırdığını hissediyordu. Yetmiş üç yaşına geldiğinde tifo ile mücadele etti ve sonunda hastalığı yendi. İlerleyen yıllarda ailesi ile anlaşmazlıklara düştü.

Tolstoy dönemin Çar’ı Nikola’yı bir savaşta yüz binlerce insanın boş yere ölümüne sebep olduğu için eleştirdi. Halk bu eleştirilere destek çıktı ve onu savundu. Yaşanan durum dönemin bir gazetesine ise şöyle yansımıştır:

İki Çarımız var: Nikola II ve Tolstoy. Nikola Tolstoy’un tahtını sarsamıyor fakat Tolstoy Nikola’nın tahtını sarsabiliyor.

Tolstoy olayların meydana geldiği dönemde doksan yaşındaydı. Ailesi ile yaşadığı anlaşmazlıklar ve eşiyle olan sıkıntılar nedeniyle evden ayrılma kararı aldı. Tren yolculuğu sırasında rahatsızlandı ve zatürre teşhisi kondu. Hastalık ciğerlerini sarmıştı. Gün geçtikçe ilerleyen hastalığı yenemedi ve 20 Kasım 1910 tarihinde hayatını kaybetti.

ESERLERİ:

İtiraflarım

Aile Mutluluğu

Anna Karenina

Bir Evliliğin Romanı

Canlı Ceset

İvan İlyiç’in Ölümü

Çocukluğun Yılları

Çömlek Alyoşa

Delikanlılık

Din Nedir?

Diriliş

İçimizdeki Şeytan

Efendi İle Uşak

Erik Çekirdeği

Gençlik Yılları

Günlükler

Hacı Murat

Hayat Üzerine Düşünceler

Hayatı Sorgulamak

Hazin Bir Evliliğin Sonu

Hz. Muhammed-Gizlenen Kitap

İnsan Ne İle Yaşar?

Kafkas Esiri

Karanlığın Gücü

Korkunç İvan

Kroyçer Sonat

Polikuşka

Samimi Saadet

Sanat Nedir?

Sevgi Neredeyse Tanrı Oradadır

Sevginin Yasası Ve Şiddetin Yasası

Sivastopol

Tanrı’nın Egemenliği İçinizdedir?

Üç Ölüm

Vahşi Zevkler

Ve Işık Karanlıkta Parlıyor

Kazaklar

Şeytan

 

Kullanıcı Yorumları

Henüz hiç yorum yapılmadı.

Yorum Yap

Yorum yapmak için kullanıcı hesabınızla giriş yapmalısınız!

Giriş yapmak için lütfen tıklayınız.