Müşahedat

1890-1891 yıllarında “Tercüman-ı Hakikat”te yayımlanıp daha sonra kitap olarak basılan “Müşahedat”, Türk ve dünya klasiklerinden çok ayrı bir teknikle yazılan ve bu yönüyle, Ahmet Mithat Efendi’nin diğer eserlerinden oldukça farklı bir tarz gösteren bir romandır.

75 TL

1890-1891 yıllarında “Tercüman-ı Hakikat”te yayımlanıp daha sonra kitap olarak basılan “Müşahedat”, Türk ve dünya klasiklerinden çok ayrı bir teknikle yazılan ve bu yönüyle, Ahmet Mithat Efendi’nin diğer eserlerinden oldukça farklı bir tarz gösteren bir romandır. Ahmet Mithat, “Müşahedat”ta hem bir anlatıcı hem de kahramanlardan biridir. Ayrıca romanın okuyucuları da olan diğer kahramanlar, anlatıcı gibi kurguya zaman zaman müdahale ederler. “Müşahedat”ın edebiyat tarihimizin ilk naturalist roman denemesi olduğu düşünülecek olursa önemi daha da ziyadesiyle anlaşılacaktır.

 

     (…) Muhabbetin bu türlüsünde iki taraf için de hiçbir tehlike, hiçbir zarar olmayacağı gibi tarafların ikisi için de selamete ermeye vesiledir. Karı kocalık âleminde dirlik, düzenlik denilen şey de muhabbetin bu türlüsüyle garantiye alınmış olur. Kadınlar, “Sevip varma!” derler. Hakları da vardır. Öyle çıldırasıya muhabbetlerle başlayan evliliklerin devamı pek az görülmektedir. Gerçi bizde birbirine âşık olarak evlenmek pek yaygın değilse de kadınlarımızın dikkatli nazarları daha çok nadir örneklere çevrildiğinden, bu hikmet dolu sözü söylemişlerdir. Avrupa’daysa “Sana taparım, senin için ölürüm, ömrümü senin yolunda harcayacağım!” gibi sözlerle aşkla gerçekleştirilen evlilikler pek çoktur. Ancak bunların da büyük bir kısmı, balayının sona ermesiyle birlikte tadını kaybediyor ve karı da koca da kendilerine başka gönül eğlenceleri bulmaya kalkışıyorlar.

Kategori Roman
Türk Edebiyatı Klasikleri
Sadeleştiren Prof. Dr. Kemal Timur
Cilt Türü Karton Kapak
Basım Yeri: Ankara
Baskı Sayısı 2. baskı
Ebat: 13.5X19.5
Dil: Türkçe
Kâğıt Türü: Birinci Hamur
Sayfa Sayısı: 456
Barkod: 9786051212500
ISBN: 978-605-121-250-0
Ahmet Mithat Efendi

Ahmet Mithat 1844 yılında İstanbul, Tophane'de doğdu. Babası Bezci Süleyman Ağa, annesi Nefise Hanımdır. 6-7 yaşlarında iken babasını kaybetti ve ailesi büyük geçim zorluğuna düştü. Ailesi ile beraber ağabeyi Hafız Ağa'nın kaza müdürü olarak görev yaptığı Vidin'e gitti ve bir mahalle mektebinde öğrenim görmeye başladı. Ertesi yıl İstanbul'a döndü ve öğrenimine Tophane Sıbyan Mektebinde devam etti. 1857-1861 yıllarında Mısır Çarşısı'nda bir aktar dükkânında çırak olarak çalıştı. 

1861'de ağabeyinin yeniden Vidin Kasabası'na atanmasıyla Vidin'e, Midhat Paşa'nın ağabeyini yanına aldırması üzerine Niş kasabasına gitti ve 1864 yılında üç yıllık Niş Rüştiyesini bitirdi. 

Mithat Paşa'nın Tuna Valisi olarak atanıp ağabeyini vilayet merkezi Rusçuk'a getirtmesinden sonra kendisi de Rusçuk'ta bir devlet dairesine memur olarak atandı. Memuriyetini sürdürürken bir yandan da Arapça, Farsça ve Fransızcasını ilerlettiği için kendisini takdir eden Mithat Paşa ona kendi ismini verdi. Böylece asıl adı olan Ahmet'in yanına "Mithat" da eklenerek, bu şekilde anılmaya başladı. Bu dönemde memuriyet görevlerine ilave olarak Teşkilat Kanunu gereği çıkartılan Tuna Gazetesi'nin yazı işlerinde yardımcılık yaptı.

1866'da ağabeyinin yanında tercümanlık göreviyle gittiği Sofya'da ailesinin isteği üzerine evlendirildi. Kısa süre sonra Rusçuk'a dönerek çeşitli işlerde çalıştı. 1868'de Tuna Gazetesi'nde yazar olarak göreve başladı ve gazetenin başyazarı oldu. Bu dönemde tanıştığı Muhacirin Komisyonu (Göçmen Komisyonu) başkanlığını yapmakta olan Şakir Bey'in evinde uzun süre konuk olan Ahmet Mithat, onun zengin kitaplığından yararlandı, Şakir Bey'in Romanyalı bir müzisyen olan eşi sayesinde ilk defa Batı sanatı ile tanıştı. 

Şurayı Devlet Reisi olan Mithat Paşa 1869 yılında Bağdat Valiliği'ne tayin olduğunda Şakir Paşa'yı da merkez mutasarrıfı olarak Bağdat'ta görevlendirmesi üzerine Ahmet Mithat, onunla birlikte Bağdat'a gitmek istedi. Bu isteğini kabul eden Mithat Paşa kendisini bir matbaa kurmakla görevlendirdi ve çıkartılacak olan Zevra adlı gazetenin başına geçirdi. 

Bağdat yolculuğu sırasında ressam Osman Hamdi Bey ile tanışan yazar onun dostluğu sayesinde Batı kültürünü tanımaya başladı. Bağdat'ta bulunduğu sırada Muhammed Zuhavi ve yarı derviş bir kişi olan Şirazlı Muhammed Bakır Can Muattar ile tanışıklığı onun kültürünü genişletti. 

Bağdat'ta gazete yönetmenliği yaparken sanat okulu öğrencileri için fen bilgileri kitabı hazırladı. Kitabı Maarif Nezaretinin yarışmasında ödül kazanıp ders kitabı olarak okutuldu. Devrin Maarif Nazırı Saffet Paşa ile yazışmaları onda İstanbul'a dönme isteğini yeniden uyandırdı. 

Basra mutasarrıfı olan ağabeyi Hafız İbrahim'in ölümü üzerine 1871 yılında görevinden istifa eden Ahmet Mithat, İstanbul'a dönüp ailesinin geçim yükünü üstlendi. Ceride-i Askeriye ve Basiret gazetelerinde çalıştı ve matbaahanesini de kurup eserlerini bastı. İlk önce kendi evinin altında kurduğu matbaayı kısa süre sonra Eminönü'nde kiraladığı bir odaya taşıdı. Edebiyatımızın ilk hikâye koleksiyonu olan Letaif-i Rivayat adlı eseri kaleme aldı. Ardından Kıssadan Hisse isimli eserini kaleme aldı, bu eserlerin satışıyla geçimini temine çalıştı. 1870'te ilk sayıda kapatılan Devir ve 13. sayıda kapatılan Bedir gazetelerinin ardından 

Bu dönemde Genç Osmanlılar ile ilişki kuran Ahmet Mithat, Ebüzziya Tevfik aracılığıyla Namık Kemal ile tanıştı. Kendi bastığı eserlerinin yanı sıra gazetelerde de yazıları yayımlandı. Namık Kemal'in yayınlamaya başladığı İbret gazetesinin sürekli yazarları arasına girdi. 1873 yılında kendine ait Dağarcık mecmuasında yazdığı yazılar ve Yeni Osmanlılar'la yakınlığı nedeni ile tepki çekti.

1878'de çıkarmaya başladığı ve yayın hayatını 1921'e kadar sürdürmüş olan Tercüman-ı Hakikat gazetesi Osmanlı basın tarihinin en uzun ömürlü ve etkili yayınlarından biri oldu.

28 Aralık 1912'de İstanbul'da hayatını kaybetti. Kabri Fatih Camii içinde II. Mehmed'in türbesinin de bulunduğu ayrı kısımdadır.

 

 

 

Kullanıcı Yorumları

Henüz hiç yorum yapılmadı.

Yorum Yap

Yorum yapmak için kullanıcı hesabınızla giriş yapmalısınız!

Giriş yapmak için lütfen tıklayınız.